Hediyeleşmek Sünnettir
Sevgiyi,muhabbeti artıran güzelliklerden biri de hediyeleşmektir. Rasulullah(sav)in de buyurduğu gibi hediyeleşmek sevgiyi pekiştirir, husumeti kaldırır: "Hediyeleşin, çünkü hediye, dostluğu artırır, kini, düşmanlığı giderir."[Taberani, Ebu Nuaym]. Biz de bu hadisin menhecince hediyeleşmenin Edep ailesini birbirine daha da yakınlaştıracağını düşünerek bir hediyeleşme etkinliği yapmayı planladık. Bu etkinliği arkadaşlarımızla paylaştığımızda ise ciddi bir destek ve rağbet gördük.
Nafibaba Camialtı
Kim bilir nice sahnelere şahit oldu Boğaziçimizin kuzey ve güney yakasını onyıllardır birbirine bağlayan, on dakikalık molalarda ve her daim Müslüman gençliği buluşturan camimizin ve hemen dibindeki Copy'nin altındaki yurt yemekhanesinin bitişiğindeki güzîde konferans salonu. Maneviyatlı, uhreviyatlı - hemen başındaki Atatürk portresi meleklerin girmesini her ne kadar engellese de- nadide mekan. Şimdilerde kanalizasyon borularından dolayı kötü kokmasına bakmayın siz. Bir dili olsa o dört duvarın bülbül gibi şakır, neler neler anlatır Hisarüstü'nin evlatlarına.
Bizim de Bir Mescidimiz Olsundu - Olmuştu
Boğaziçi'nin Kuzey ve Güney yakasını hatta Hisar ve Uçaksavar yakasını birbirine bağlayan Nafi Baba Cami yıllardır Boğaziçili'nin hep yanında olmuş, hem namaz vakitlerinde hem namaz vakitleri dışında onu ağırlamıştır. Sabah erken ve gece geç vakitler dışında hep kucak açmıştır. Ancak bütün ihtiyaçlara karşılık verebilmiş midir?
Ehlen ve Sehlen Ya Şehri Ramazan
Ramazan daima güzeldir, İstanbul’da ise başka güzeldir. Söylendiği gibi gerçekten de bereketiyle gelir. Bereket öğrenci evlerine de uğrar, dolan yalnızca buzdolapları değil, misafir salonları, geniş sofralar ve müminlerin sevinçli kalpleridir.
Amfide Müslüman Olmak
Boğaziçi dedik düştük yollara, bir de nasibimizi buralarda aradık. “Birkaç Allah kelamı da oralarda söyleyebilir miyiz?”di derdimiz, neler yaşayacağımızı bilmeden. Hayatı boyunca ailesiyle yaşamış, ilk kez memleketi dışına çıkacaklar için cesur bir deneyimdi aslında. Müslümanların çok az olduğu, İslam’ın gündeme pek girmediği liselerden buralara geldiğimizde, “Boğaziçi liberal ama Müslümanlar yine azdır, başörtülüsün diye kapıdan almazlarsa okulu bırakıp gidersin, okula girersen de diyeceğini dersin; hadi bakalım.” ile üniversiteye ilk adımımızı atıyoruz; heyecanla, tereddütlü umutlar ve acabalarla… Sonra müthiş bir Müslüman atmosferiyle karşılaşmak… Bunlar birer başlangıçtır. Müslümanlar sanılandan daha güçlü, daha çok sesleri çıkıyor bu üniversitede, bu nokta sevindirici. Peki nerelerde sesleri çıkıyor, hangi noktalarda konuşuyor Müslüman gençler? Kayıtlarda stant açıyorlar, kermes yapıyorlar, konferans düzenliyorlar; eyvallah. Peki ya sınıflarda, öğretmenlerin karşısında birkaç kelam ediyorlar mı, yeri geldiğinde hakkını veriyorlar mı, kendi arkadaşlarımızın bile sınıfın atmosferinden etkilenip Müslümanca düşünmekten uzaklaştıkları anda “Hayır bir Müslüman böyle düşünemez, ben böyle düşünmüyorum, sizin inanadığınıza inanmıyorum.” diyorlar mı?
Müslümanın Tatili Olur mu?
Son zamanlarda Müslümanlar arasında yaygınlaşan bir kavram ‘tatil’. Peki
nerden geldi bu kavram ya da neden ihtiyaç duyulur tatile? Müslümanın
tatili olur mu yahut olursa nasıl olmalıdır? Bir Müslümanın ilk
başvuracağı kaynak elbette ki Kuran-ı Kerim ve sünnet olmalıdır. İnşirah
suresinde “فإذا فرغت فانصب / Bir işten boş kaldığında hemen başkasına
koyul” buyruluyor. Müslümanın daima hayırlı bir işle meşgul olması
gerektiğini, onun tatilinin yorulduğu zaman mola verip başka güzel bir
işle devam etmesi anlamına geldiğini görürüz.
Komşuluk Hakkı İçin Elimden Tut
Sokakta yatan çocuklar, hamile bir kadın, çocukları olan bir aile, dilenmeye, az bir ücretle sabahtan akşama çalışmak zorunda bırakılan çocuklar, kadınlar, ailesini barındırmak için aç kalmaya razı olan babalar... Bu manzaralara çok da uzak değiliz. Sokağa çıktığımız andan itibaren her an karşılaşabileceğimiz tezahürler hakikatte. Onlar kendi halkına zulmeden bir diktatörden kaçan Müslüman kardeşlerimiz, Suriyeliler. Nereli olduklarının, hangi dili konuştuklarının, maddi olanaklarının bir farkı yok bizim için. Onlar Rasulullah aleyhisselam ve Ashab-ı Güzin’in Mekke’de kendilerine zulmedenlerden Medine’ye hicret ettikleri gibi Suriye’den Türkiye’ye hicret eden muhacir kardeşlerimiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)